ALTIN
 
DOLAR
 
STERLİN
EURO
 

Muhafazakarlık Yorganı

 

23 Kasım 2023 05:15
Muhafazakarlık Yorganı

Muhafazakarlık Yorganı

 

Yaklaşık bir asırdır üstümüze aldığımız yorgan. Isınmak için, güvende olmak için bizden öncekilerden; dedelerimizden, babalarımızdan bize kalan miras. Bizler de gözümüzü bu yorganın altında açtık dünyaya. Sıcak, emniyetli ve güvenilirdi yorganın altı. Işıtmasa da ısıtıyordu. Yorganın altında kimse diğerinde eman dilemezdi. Dışarı soğuktu, yabancıydı, acımasızdı, Şubat soğuğu gibi soğuklar vardı yüzümüzü ve içimizi ısıran! Yorganın altında farklı gruplarda da olsa birlik ve beraberlik vardı, dışarıdaki adaletsizliğe karşı. Aynı fikirde olmasak bile birbirimizi ısıtıyor, birbirimize sırtımızı rahatlıkla dayayabiliyorduk. Muhafazakâr insanların bir araya gelip sığındığı emniyetli bir yerdi yorganın altı. Sık sık dışardan yorganın altına adam devşirmeye çalıştık uzun süre. İmanlarını kurtarmak adına kutsal bir görev ifade ettik küçücük sığınağımızda. Yorganın altına aldıklarımız imanlı dışardan kalanlarda imansız ve düşmandı bize. Elimizde sivri mızraklarımızı dışardakilere karşı hazır tutuyorduk. Şeytan taşlar gibi dışardakilerini taşlamak adeta büyük bir cihad gibi geliyordu. Nesilden nesile bu zihniyet miras kaldı bize, biz de bizden sonrakilere miras bıraktık. Isıtıyorduk ama ışıtabiliyor muyduk? Bu soruyu sormak kimsenin aklına gelmedi. Zira elimizdeki fenerler ile tüm insanlığı aydınlatacağımıza inanmıştık. Gel zaman git zaman modern dünyanın renkli dünyası bizi yorganın dışına çıkardı. Daracık yerden kurtulup uçsuz bucaksız dünyaya açıldık. İlk başlarda gözlerimiz kamaştı, bu kadar ışıltılı dünyaya alışmamıştık. Sersemliğimiz uzun sürmedi. Artık düşmanın silahı ile silahlanmanın zamanı gelmişti. Düşman kimdi ve ne tür silahlar kullanıyordu kısa sürede öğrendik. Düşman azılı idi, elindeki silahlarda acımasız. İktidar sahipleriydi, büyük sermaye sahipleriydi. Ve silahları politika ve sermaye gücüydü. Düşmanın bu silahları muhafazakâr insanlara uyar mı uymaz mı tartışması uzun yıllar sürdü. Yorgan altı dostlarımızdan okur yazar olanların verdiği o rahatlatıcı ve ufuk açıcı fetvalarla artık her yol mübah sayıldı. Dar’ul harp olan yeri Dar’ul islam yapmak için kolları sıvadık. Acımadık ama çok acıttık. Bir yandan dünyevileşirken diğer yandan uhrevi hayatımızı dizayn eden fıkıhçıların fetvalarıyla ve yaptıklarımızla cenneti hak ettik. Politik güç ve sermaye bizi sarhoş etti. Sallana sallana yaşamaya başladık. Ve buna sarhoşluk değilde “cezbe” hali dedik. İnanması zor olsa da inandık veya inandırıldık. Yorganın altında kazaya bıraktığımız bir vakit namazımız yoktu. Sonra soğuk havalarda ve yoğun iş temposunda abdest almayı bıraktık. Tabi abdesti olmayanın namazı olmazdı. Olsun dedik! Olsun!

“Ümmetin istikbalini selamette göreceksek cehennemin alevleri içinde yanmaya hazırız” dedik ve tüm ibadetlerimizi çok ileri bir vakitte kazaya bıraktık. Ama hala dava adamlığımız devam ediyordu. Çeyrek asırda tüm dünya tarafından kıskanılan ve çekinilen bir güce kavuştuk. Dünyalık işlerimiz yolunda uhreviyata dair işlerimizi de kendi yandaşlarımıza yaptığımız hayır işleriyle garantiye aldık. Öyle diyordu çünkü ulu fakihimiz. Ölümü unuttuk mu? Hayır. Cenaze namazlarına milyon dolarlık arabalarla, yirmi bin liralık montlarla ve on binlerce liralık güneş gözlükleriyle katıldık. Nasıl unuturduk! 

Yorganın altın sıcaktı, dışarısı Şubat soğuğuydu. Şimdi dışardayız. Üşümüyoruz. Cüzdanı ve banka hesabı kabarık olan üşür mü hiç! Tüm bunlar “Allah’ın lütfu” değil miydi? Daracık alanda çıkıp hem içeride hem dışarıda alemin hâkimi olmak. Düşmanın silahı ile silahlandık. Önce bu silahlar müslümanların eline uymaz. Zira biz adaletten şaşmayacağız, onların silahı ile onların yaptıklarını yaparsak onlardan farkımız kalmaz dedik. Sonra elimize aldığımızı silahlara baktık ve “tam bize göre şeylermiş” dedik. Güç,para,makam,mevki,itibar,kasa, masa,nisa vs.vs… 

Şimdi namazsız niyazsız bir müslüman tipine evrildik. Kadınlarımızda bizden farklı değil. Altın varaklı şamdanlar, altın kaplama yemek takımları ve altın işlemeli kadehlerle doğum günü kutlamaları… Seramik makyajlar, dört çeker arabalar ve alkolsüz şampanya patlatmalar… Ama çok şükür başları türbanlı! Tek sorun seramik makyajla abdest nasıl alınacak? Bunu da uygun bir fıkıhçıdan olur alarak çözdük sanırım. Zira seramiksiz hanımlarımız yok denecek kadar az artık!

Öyle veya böyle bu noktadayız. Nedeni ve niçini uzun sosyolojik araştırmaların neticesinde ortaya çıkar. Sosyologlar eminim bu sosyolojik evrilmeyi çalışacaklardır.

Şimdi sorumuz şu olsun, “Yorganın altımı üstünde hayırlı, yoksa üstümü altında hayırlı imiş?”

Yazımı son verirken bir hadis aklıma geldi:

“Öyle bir zaman gelecek ki, yerin altı yerin üstünde daha hayırlı ve güvenli olacaktır” 

İnsanın, eyvah Nebinin yerin altı yerin üstünde hayırlıdır dediği günler bu günler mi diyesi geliyor.

Selam ve dua ile.

F. Mehmet Turhan 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.