Malatya son günlerde farklı bir gündemle konuşuluyor. Şehrin kaderini omuzladığını iddia eden, her fırsatta “üst düzey” vurgusu yapan bazı isimler; icraattan çok öz övgüyle gündeme gelince, vatandaşın da sabrı doğal olarak taşmaya başladı.
Kendi kendini alkışlayanların çoğaldığı bir dönemde, akıllara o meşhur atasözü geliyor:
“Boş teneke çok ses çıkarır.”
Gerçekten de sessiz sedasız çalışanlar ortadayken, sürekli kürsüye çıkıp kendi performansına puan verenler dikkat çekiyor. Oysa halkın terazisi hassastır; lafla değil, işle tartar. Bir başka söz de tam bu noktaya oturuyor:
“Marifet iltifata tabidir.”
Ancak burada küçük bir ayrıntı var: İltifatı başkası yapar, insan kendi kendine paye dağıtmaz.
Malatyalı hemşehriler soruyor:
Ne yaptınız da bu kadar “üst düzey” oldunuz?
Hangi hizmet, hangi fedakârlık, hangi somut sonuç bu övgü selinin dayanağı?
Elbette bu eleştiri bir kişiye yönelik değil. “Anlayan anladı” denilen türden… Lakin şunu unutmamak gerekir ki; toplumda en çok saygı görenler, kendini en az anlatanlardır. Çünkü iş konuşur, insan susar.
Bir diğer atasözü ise durumu özetliyor:
“Ayna tutan çok olunca yüz kızarmaz.”
Eğer yapılan iş gerçekten güçlü ise zaten millet söyler. Fakat sürekli kendi reklamını yapmak, değerin değil eksikliğin göstergesi olarak görülür.
Malatya’nın bugün ihtiyacı olan şey, egoların yarışı değil; hizmetin yarışı. Şehrin kaderi, birkaç cümlelik öz övgüyle değil; alın teriyle, samimiyetle ve gerçek emekle yazılır.
Son söz niyetine:
Kendini öven değil, işiyle övülen olmak asıl meziyettir.
Gerisi… kuru gürültüden ibarettir.
Dilek Kiraz

Spor Köyü Atletizm Pisti İnşaatına Başlandı “MALATYA’NIN KALBİ BURADA ATACAK”
Uyuşturucuya Karşı Sıfır Tolerans: Gençlerimiz Güvende







