Her yıl takvimler 8 Mart’ı gösterdiğinde kürsüler kuruluyor, mesajlar paylaşılıyor, çiçekler dağıtılıyor. Sosyal medya “kadınlar baş tacıdır” sözleriyle dolup taşıyor. Fakat takvim yaprakları 9 Mart’ı gösterdiğinde ne oluyor? Aynı ülkede, aynı şehirlerde, aynı sokaklarda kadınların çığlıkları yine duyulmaya devam ediyor.
“Kadına şiddete hayır” demek artık sadece bir slogan olmamalı. Çünkü bu ülkede neredeyse her gün bir kadının hayatı, bir kadının hayalleri, bir annenin nefesi yarım bırakılıyor. Gazete sayfalarında ve televizyon ekranlarında bir kadının daha öldürüldüğü haberi sıradan bir başlık gibi geçip gidiyor. Oysa her biri bir hayat, her biri bir umut, her biri bir aile demek.
Kadınlar yalnızca 8 Mart’ta hatırlanan birer sembol değil, hayatın her alanında var olma mücadelesi veren insanlardır. Sabahın ilk ışığında fabrikaya giden, tarlada çalışan, evinde çocuk büyüten, iş yerinde ayakta kalmaya çalışan kadınlar… Hepsi görünmeyen bir mücadelenin içinde.
Özellikle deprem bölgesindeki kadınların yaşadığı zorluklar ise ayrı bir gerçekliği gözler önüne seriyor. Enkazın gölgesinde kurulan çadırlarda, konteynerlerde yaşamaya çalışan kadınlar; hem ailelerini ayakta tutmaya hem de hayatı yeniden kurmaya çalışıyor. Bir yandan acılarla mücadele ederken, diğer yandan çalışarak hayatın yükünü omuzlarında taşıyorlar. Ama sorulması gereken soru şu: Onların bu mücadelesini gerçekten görüyor muyuz, yoksa sadece 8 Mart’ta birkaç güzel söz söyleyip vicdanımızı mı rahatlatıyoruz?
Bugün birçok kurum ve kişi kadınlar günü için mesaj yayınlıyor. Peki ya yarın? Yarın da aynı hassasiyet devam edecek mi? Yoksa kadınların yaşadığı sorunlar yine görmezden mi gelinecek?
Kadınlar çiçeklerle değil, saygıyla ve güvenle yaşamak istiyor. Sokakta korkmadan yürümek, çalıştığı yerde değer görmek, hayatını kimsenin elinden almamasını istiyor. Aslında istedikleri şey çok basit: Yaşamak.
Bu yüzden 8 Mart sadece kutlama günü değil, aynı zamanda toplumsal bir yüzleşme günüdür. Kadına yönelik şiddetin, kadın cinayetlerinin, eşitsizliklerin konuşulması gereken bir gündür.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Kadınları gerçekten anıyor muyuz, yoksa sadece 8 Mart’ta hatırlayıp 9 Mart’ta unutuyor muyuz?
Çünkü kadınlar bir gün değil, her gün hatırlanmayı ve en önemlisi her gün korunmayı hak ediyor.
Dilek Kiraz


Kadınlar Günü’nde Mesaj: “Kadınların Gücü Toplumun Gücüdür
Gökhan Gök’ten Yeni Seçilen Oda Başkanlarına Tebrik Ziyareti
Vali Seddar Yavuz: “Kadınlarımız Toplumun En Güçlü Teminatıdır”
Malatya’da Narkotik ve Asayiş Operasyonu: Uyuşturucu ve Ruhsatsız Silah Ele Geçirildi







