Toplumun en kutsal mesleklerinden biri olan öğretmenlik, yalnızca bir iş değil; bir neslin aklını, vicdanını ve karakterini inşa eden büyük bir sorumluluktur. “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” diyen bir kültürden gelen bir toplumda, öğretmene yönelik şiddetin konuşuluyor olması bile başlı başına bir utanç tablosudur.
İddialara göre bir kurum müdürü ve eşinin öğretmenlere yönelik gerçekleştirdiği saldırı, eğitim camiasında ve kamuoyunda büyük tepkiye neden oldu. Olayın detayları yetkili merciler tarafından araştırılırken, eğitim emekçilerine yönelik bu tür davranışların kabul edilemez olduğu bir kez daha yüksek sesle dile getiriliyor.
Öğretmen; sadece ders anlatan kişi değildir. Öğretmen demek eğitimci demektir, yol gösteren demektir, geleceğin mimarı demektir. Bir toplumu ayağa kaldıran da çökerten de eğitimdir. Bu yüzden atalarımız boşuna “Ağaç yaşken eğilir” dememiştir. O ağacı eğen, yön veren, doğruyu yanlışı öğreten kişi de öğretmendir.
Ancak gelinen noktada, iddialara göre bir kurum yöneticisinin ve eşinin öğretmenlere karşı şiddete başvurması, toplum vicdanını derinden yaralamıştır. Eğitim yuvalarında olması gereken şey; öfke, kin ve saldırganlık değil, saygı ve akıldır. Çünkü “Şiddet aklın bittiği yerde başlar” sözü boşuna söylenmemiştir.
Hele ki bir yönetici konumunda bulunan kişinin böyle bir olayın tarafı olarak anılması, meselenin ciddiyetini daha da artırmaktadır. Zira yönetici olmak demek makamın ağırlığını taşımak demektir. Yönetici olmak demek, öfkeye kapılmak değil sağduyulu olmak demektir. Atalarımızın dediği gibi: “Balık baştan kokar.” Eğer eğitim kurumlarında bile saygı ve hoşgörü yerine şiddet konuşuluyorsa, bunun sorgulanması gerekir.
Toplumda sık sık dile getirilen bir söz vardır: “Öğretmene saygısı olmayanın geleceği olmaz.” Çünkü öğretmen sadece bugünü değil yarını da yetiştirir. Bir öğretmenin onuruna, emeğine ve kişiliğine yapılan saldırı aslında doğrudan toplumun geleceğine yapılmış bir saldırıdır.
Bu nedenle öğretmenlere yönelik şiddetin kimden gelirse gelsin karşısında durmak gerekir. Makamı, unvanı ya da statüsü ne olursa olsun hiç kimsenin eğitim emekçilerine el kaldırma ya da onları tehdit etme hakkı yoktur. Hukuk bunun için vardır ve gereken neyse yapılmalıdır.
Unutulmamalıdır ki; “Kalem kılıçtan keskindir.” Öğretmenin elindeki kalem, bir ülkenin yarınlarını yazan en güçlü araçtır. O kaleme saldırmak, aslında toplumun kendi geleceğini karartmasıdır.
Eğitim yuvalarında şiddetin değil bilimin, öfkenin değil saygının konuşulduğu günlerin çoğalması dileğiyle; öğretmenlere yönelik her türlü saldırıyı, iddialar doğruysa, şiddetle, kinle ve nefretle kınıyoruz. Çünkü öğretmen; bir toplumun vicdanıdır, hafızasıdır ve en önemlisi geleceğidir.

Yeşilyurt’ta Trafik Kazası: 3 Kişi Yaralandı
Fedakârlığın Adı Sağlık: Hekimlere ve Sağlık Çalışanlarına Teşekkür.
Attarlar Odası Başkanı Basri Orhan: “Depremden Sonra Esnaf Ayakta Kalma Mücadelesi Veriyor.
KAYISIDA MONİLYA HASTALIĞI UYARISI







