Don Korkusu Yeniden Kapıda: Malatya Kayısısı Alarm Veriyor.
Malatya… Bir yanda asrın felaketi olan depremin enkazı, diğer yanda toprağa tutunarak ayakta kalmaya çalışan binlerce üretici… Ve tam bu kırılgan dönemde, şehrin can damarı olan kayısının geçtiğimiz yıl yaşadığı büyük afet: don, dolu ve yanan umutlar…
Bu sadece bir tarım ürünü kaybı değildir.
Bu; bir şehrin ekonomisinin çökmesi, bir neslin emeğinin yok olması, kırsalda yaşam mücadelesi veren insanların nefessiz bırakılmasıdır.
Kayısı Malatya için altın değerindedir.
Ama ne acıdır ki bu “altın”, en zor gününde kaderine terk edilmiştir.
Geçtiğimiz yıl yaşanan afet, binlerce dönüm bahçeyi küle çevirdi. Ağaçlar yandı, çiçekler döküldü, umutlar soldu. Depremin yarasını sarmaya çalışan Malatyalı üretici, bir de doğanın sert yüzüyle baş başa kaldı. Ama asıl soru şu:
Bu şehir doğayla mı mücadele ediyor, yoksa ilgisizlikle mi?
Çünkü afet olur… Don olur… Dolu olur…
Ama sahipsizlik olmamalıdır!
Bugün Malatya’nın bazı ilçelerinde kayısı ağaçları yeniden çiçek açtı. Dallar beyaza büründü. Bu manzara bir güzellik değil, aslında bir sınavdır. Çünkü her çiçek, üreticinin yüreğinde hem umut hem korku demektir.
Gece ayazı bastığında, üretici uyuyamaz!
“Ya yine don vurursa?” diye sabaha kadar gökyüzüne bakar.
Çünkü biliyor ki;
Bir gece, bir saatlik don, bir yılın emeğini yok edebilir!
Ama daha acı olan şu:
O emeği koruyacak güçlü bir sistem hâlâ yok!
Bugün kırsalda yaşayan binlerce insan için kayısı tek geçim kaynağıdır.
Ne sanayi var… Ne alternatif üretim… Ne de güçlü bir ekonomik destek…
Borçla ayakta duran üretici, geçen yılki zararı kapatamadan yeni sezona giriyor. Gübre pahalı, ilaç pahalı, mazot ateş pahası… Ama kazanç belirsiz!
Ve hâlâ soruyoruz:
Bu üretici neyle ayakta kalacak?
Sadece “geçmiş olsun” mesajlarıyla mı?
Sadece ziyaretlerle, fotoğraflarla mı?
Malatya artık teselli değil, çözüm istiyor!

Eğer bu yıl da kayısı zarar görürse, bu sadece üreticinin değil; bir şehrin tamamen ekonomik çöküşü anlamına gelir. Çünkü kayısı sadece çiftçinin değil; esnafın, işçinin, ihracatçının, herkesin ekmeğidir!
Bu mesele siyaset üstüdür!
Bu mesele Malatya’nın geleceğidir!
Üreticiye gerçek ve kalıcı destek sağlanmalıdır.
Zarar gören çiftçinin borçları ertelenmemeli, silinmelidir!
Tarım sigortası sistemi güçlendirilmeli, erişilebilir hale getirilmelidir!
Don riskine karşı acil önlemler ve destekler devreye alınmalıdır!
Kırsal kalkınma projeleri artık kağıt üzerinde kalmamalıdır!
Çünkü sabır tükendi!
Çünkü insanlar yoruldu!
Çünkü Malatya artık bekleyecek durumda değil!
Eğer bir şehir ayağa kalkacaksa, bu toprağın üreticisiyle kalkacaktır!
Eğer kayısı yaşarsa, Malatya yaşar!
Ama kayısı ölürse… sadece ağaçlar değil, bir şehrin geleceği kurur!
Ve unutulmasın:
Malatya sahipsiz değildir!
Ama sahipsiz bırakılmaya da artık tahammülü yoktur!
Çünkü Malatya susarsa, sadece bir şehir susmaz…
Bir ülkenin emeği susar.
Dilek Kiraz
!

Dünya Tiyatro Günü’nde Sanat ve Gençlik Bir Arada.







