DOLAR48,85
EURO55,59
BITCOIN4.093.426
27° MALATYA
reklam reklam reklam
Kültür Sanat

Gaziantep’in Tarihi Minberi İçin Koruma Çağrısı.

KADI KEMALEDDİN (BOYACI) CAMİİ MİNBERİNİN ÖZGÜN YAPISI GELECEK NESİLLERE TAŞINMALI

24 Eylül 2026 24 okunma 4 dk okuma
cami
cami

Gaziantep’in önemli tarihî ve kültürel miras unsurlarından Kadı Kemaleddin (Boyacı) Camii’nde bulunan tarihî minberin özgün yapısının korunması için bilimsel değerlendirme çağrısı yapıldı. Sanat tarihçisi ve arkeolog Turgay Hortoğlu, uzun yıllardır araştırdığı minbere yönelik her türlü müdahalenin koruma bilimi, sanat tarihi ve kültürel miras ilkeleri doğrultusunda ele alınması gerektiğini belirtti.

Gaziantep’in önemli tarihî ve kültürel miraslarından biri olan Kadı Kemaleddin, diğer adıyla Boyacı Camii’nde bulunan tarihî minberin korunmasına ilişkin bilimsel değerlendirmeler ve koruma önerileri gündemdeki yerini koruyor.

Akdeniz Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü mezunu olan ve Gaziantep Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde yüksek lisans çalışmalarını sürdüren Turgay Hortoğlu, lisans ve yüksek lisans araştırmalarında Kadı Kemaleddin Camii minberi üzerine çalışmalar yaptığını belirtiyor.

Hortoğlu’nun araştırmalarına göre minber, Nurettin Mahmud Zengi dönemiyle ilişkilendiriliyor ve Mescid-i Aksa için yaptırılan tarihî minberle aynı sanat geleneği içerisinde değerlendiriliyor. Ek değerlendirme metninde de Kadı Kemaleddin Camii minberinin Mescid-i Aksa minberinin “kardeş minberi” niteliğinde olduğu yönünde bir değerlendirmeye yer veriliyor.

Minberin en dikkat çekici özelliklerinden biri hâtemkâri bezemeleri

Minberi özel kılan unsurların başında yüzeyinde yer alan hâtemkâri süslemeler geliyor. Hortoğlu’nun anlatımına göre bu bezemeler, milimetrik ölçülerde hazırlanmış küçük ahşap ve farklı malzeme parçalarının son derece ince bir işçilikle bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş durumda.

Süslemelerin yalnızca estetik bir özellik taşımadığı, aynı zamanda belirli bir sembolik ve matematiksel düzen içerdiği ifade ediliyor. Minbere ilişkin görsellerde de geometrik düzenlemelerin çok küçük parçaların bir araya getirilmesiyle oluşturulduğu görülüyor.

Minberin bazı bölümlerinde eksilmeler, dökülmeler ve geçmiş dönem müdahalelerine ait izler bulunuyor. Hortoğlu, bu izlerin yalnızca fiziksel bozulma olarak değil, eserin zaman içerisinde geçirdiği süreci gösteren tarihî veriler olarak da değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Geometrik bezemelerde sembolik okumalar

Hortoğlu tarafından hazırlanan çizimlerde, minber üzerindeki bazı hâtemkâri modüller sembolik açıdan da inceleniyor.

Bu yorumlarda bazı geometrik düzenlemelerin namaz hareketleri ve derviş figürleriyle ilişkilendirilebileceği; yüz, göz, burun, ağız, sakal, başlık, kollar ve eller gibi figüratif unsurların geometrik yapı içerisinde okunabileceği ileri sürülüyor.

Hortoğlu’nun araştırmalarında bazı bezemelerin ebced hesabı ve sayısal değerlerle birlikte değerlendirildiği de belirtiliyor. Bu yorumlar, minberin yalnızca dekoratif ahşap işçiliği açısından değil; sembolizm, matematik, inanç ve sanat tarihi bakımından da çok katmanlı bir eser olarak ele alınması gerektiği görüşünü güçlendiriyor.

Burada önemli olan husus, söz konusu sembolik okumaların Turgay Hortoğlu’nun araştırma ve yorumlarına dayanan akademik değerlendirmeler olduğunun açık biçimde belirtilmesidir. Bu yorumların daha geniş akademik çevreler tarafından ayrıca incelenmesi ve tartışılması, eserin bilimsel değerinin daha kapsamlı biçimde ortaya konulmasına katkı sağlayabilir.

“Amaç minberi yeni hale getirmek değil, özgün yapısını korumak”

Hortoğlu, minber üzerindeki geçmiş dönem tamiratlarının dahi önemli bilgiler taşıdığını belirterek, bu müdahalelerin hangi dönemlerde hangi onarımların yapıldığının anlaşılmasına yardımcı olabileceğini ifade ediyor.

Eski parçaların kaldırılması veya yeni parçalarla değiştirilmesi durumunda eserin tarihî gelişimine ilişkin bazı verilerin kaybolabileceğine dikkat çeken Hortoğlu, koruma sürecindeki temel önceliğin minberi “yeni hale getirmek” değil, mevcut özgün yapıyı ve taşıdığı tarihî veriyi korumak olması gerektiğini vurguluyor.

Hortoğlu, minberle ilgili bilimsel kaygılarını 18 Mayıs 2026 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğü, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gaziantep Valiliği, Gaziantep Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ve Gaziantep İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne dilekçelerle ilettiğini belirtiyor.

Yapılan çağrının amacı herhangi bir kamu kurumunu, yetkiliyi veya restorasyon sürecinde görev alan kişi ve kuruluşları hedef almak değil; Gaziantep’in kültürel mirası açısından büyük önem taşıyan bu eserin en uygun bilimsel yöntemlerle korunmasına katkı sunmak.

Orijinal minber için kontrollü müze ortamı önerisi

Hortoğlu’nun önerilerinden biri, orijinal minberin uygun nem, sıcaklık ve koruma koşullarının sağlanabildiği kontrollü bir müze ortamında muhafaza edilmesi ve camide kullanılmak üzere yüksek nitelikli bir replikasının hazırlanması yönünde.

Bu yöntemle hem özgün tarihî eserin korunabileceği hem de caminin işlevsel ve tarihî bütünlüğünün sürdürülebileceği değerlendiriliyor.

Ayrıca minberin uluslararası kültürel miras ölçütleri bakımından değerlendirilmesi ve UNESCO Dünya Mirası kriterleri açısından bilimsel bir inceleme sürecine alınması da öneriler arasında yer alıyor.

Kadı Kemaleddin Camii minberi; ahşap işçiliği, hâtemkâri bezemeleri, geometrik düzeni, sembolik yorumları, geçmiş müdahale izleri ve tarihî niteliğiyle yalnızca Gaziantep için değil, kültür ve sanat tarihi açısından da dikkatle korunması gereken bir eser olarak öne çıkıyor.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır. Hakaret ve reklam içerenler onaylanmaz.

Kültür Sanat kategorisindeki diğer haberler

Sonraki haber yükleniyor…

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.