DOLAR48,08
EURO56,09
BITCOIN3.817.744
33° MALATYA
reklam reklam reklam
Ekonomi

“TARAFSIZLIK” DEDİLER, KOLTUK LİSTESİ Mİ HAZIRLADILAR? TSO’DA SICAK KULİS!

TSO SEÇİMLERİNDE “TARAFSIZLIK” MI, KULİS PAZARLIĞI MI?

02 Eylül 2026 214 okunma 4 dk okuma
malatya-ticaret-ve-sanayi-odasi-1541
malatya-ticaret-ve-sanayi-odasi-1541
TSO SEÇİMLERİNDE “TARAFSIZLIK” MI, KULİS PAZARLIĞI MI?

Malatya Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yaklaşırken, mevcut Başkan Oğuzhan Ata Sadıkoğlu ile başkan adayı Mahmut Boyraz seçim çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Her iki adaya da demokratik yarış içerisinde başarılar diliyoruz.

Ancak seçim atmosferi hareketlendikçe, kulislerde konuşulan bazı iddialar da kamuoyunun dikkatini çekmeye başladı.

Kanalımıza ulaşan iddialara göre, Ticaret ve Sanayi Odası bünyesinde bulunan bazı çevrelerden, mevcut iki aday üzerinden birtakım tekliflerin ve şartların gündeme getirildiği öne sürülüyor. İddialara göre, “Birkaç gencimizi yönetime alacaksınız, denetimde yer vereceksiniz, meclis üyesi yapacaksınız, hatta meclis başkanlığı konusunda söz vereceksiniz” şeklinde taleplerin adaylara iletildiği konuşuluyor.

Şimdi insan ister istemez sormadan edemiyor:

Bu bir seçim yarışı mı, yoksa makam ve koltuk dağıtım pazarlığı mı?

Eğer bir kurumun başında bulunan kişi gerçekten tarafsız olduğunu söylüyorsa, iki adayın karşısına şart listesiyle çıkıp, “Şunları yaparsanız destek var” anlayışına girmesi ne kadar etik, ne kadar demokratik ve ne kadar doğru?

Tarafsızlık, kapalı kapılar ardında adaylara kadro listesi uzatmak değildir!

Tarafsızlık, “Benim gençlerim şurada olacak, benim isimlerim burada olacak” diyerek seçimden önce makam dağılımı yapmaya çalışmak hiç değildir!

Kanalımıza ulaşan iddialara göre, Ticaret ve Sanayi Odası bünyesinde bulunan bir başkanın, seçim yarışındaki iki adaya da birtakım şartlar ve teklifler sunduğu, özellikle bazı genç isimlerin yönetim, denetim, meclis üyeliği ve hatta meclis başkanlığı gibi makamlarda değerlendirilmesi konusunda adaylara baskı yapıldığı öne sürülüyor.

Şimdi burada durup bir kez daha sormak gerekiyor:

Bu seçim mi, yoksa seçimden önce koltukların paylaşılacağı bir masa mı?

Sandık daha kurulmamış…

Oylar daha kullanılmamış…

Üyeler daha kararını vermemiş…

Ama bazı makamların kimlere verileceği şimdiden konuşuluyorsa, kusura bakmayın ama burada insanın aklına ister istemez “Seçimin sonucu belli olmadan koltukların hesabı nasıl yapılıyor?” sorusu geliyor.

TARAFSIZLIK BÖYLE Mİ OLUYOR?

TARAFSIZLIK MI, ÇİFT TARAFLI KULİS Mİ?

Asıl düşündürücü nokta ise burada başlıyor.

Bir kişi gerçekten tarafsızsa, iki adaya da aynı mesafede durur.

Adaylardan birine de diğerine de:

“Şu kişiyi al…”

“Bunu meclise koy…”

“Şuna görev ver…”

“Buna meclis başkanlığı sözü ver…”

gibi şartlar koşmaz.

Çünkü tarafsızlık; iki kapıyı aynı anda çalıp iki kapının arkasında da aynı koltuğu istemek değildir.

Tarafsızlık, seçim sürecinde kendi çevresine kadro pazarlığı yapmak hiç değildir.

Hele hele “Ben tarafsızım” görüntüsü altında iki adaya birden şart koşuluyorsa, kusura bakılmasın ama burada tarafsızlıktan çok “Benim de bu oyunda bir hesabım var” görüntüsü ortaya çıkar.

Madem bir adaya destek veriyorsunuz, çıkın açık açık söyleyin.

Kimse size “Neden destekliyorsun?” diye kızmaz.

Ama hem hakem koltuğunda oturup hem de oyunculara taktik vermeye kalkarsanız, orada herkesin aklına aynı soru gelir:

Hakem misiniz, oyuncu mu, yoksa maçın sonucunu önceden yazan senarist mi?

GENÇLER ÜZERİNDEN KOLTUK PAZARLIĞI YAPILMAZ!

Gençlerin TSO'da daha fazla görev almasını elbette destekliyoruz.

Gençler gelsin.

Gençler yönetsin.

Gençlerin önü açılsın.

Ama gençleri bahane ederek seçim öncesinde makam pazarlığı yapılması başka bir şeydir.

Çünkü gençlerin önünü açmak, “Benim istediğim gençleri şu makamlara yerleştirin” demek değildir.

Liyakat varsa genç zaten gelir.

Başarısı varsa meclise girer.

Üyelerin güvenini kazanırsa görev alır.

Ama birilerinin elinde hazır listeyle dolaşıp adaylara:

“Bunlar olacak, şu görev verilecek, şu isim şu makama gelecek”

şeklinde şartlar koşulduğu iddia ediliyorsa, bunun adı gençlerin önünü açmak değil, gençler üzerinden kadro kurmaya çalışmaktır.

MECLİS BAŞKANLIĞI DA MI PAZARLIK KONUSU?

İddiaların en dikkat çekici taraflarından biri ise meclis başkanlığı gibi önemli bir görevin dahi seçim öncesinde konuşulduğunun öne sürülmesi.

Bir dakika!

Daha meclis oluşmadı.

Daha üyelerin iradesi ortaya çıkmadı.

Daha kimlerin meclise gireceği belli değil.

Ama meclis başkanlığı konuşuluyor!

Gerçekten ilginç…

O zaman seçimin adını da değiştirelim:

“Malatya TSO Koltuk Dağıtım ve Rezervasyon Toplantısı.”

Üyeler de zahmet edip sandığa gitmesin.

Koltuklar zaten kuliste belirlenmişse, sandığın ne gereği var?

Elbette bunlar iddia.

KULİSTE ASLAN, SANDIKTA NE OLACAK?

Seçim dönemlerinin bir klasiğidir.

Kulislerde herkes çok güçlüdür.

Herkesin bir hesabı vardır.

Herkesin bir adayı vardır.

Herkesin “Ben şu kadar oy getiririm” diye anlatacak hikâyesi vardır.

Ama sandık geldiğinde gerçekler ortaya çıkar.

Çünkü sandıkta ne makam pazarlığı çalışır ne de kulis diplomasisi.

Üyenin oyu neyse sonuç odur.

O nedenle kimse kendisini seçim sonucunun sahibi sanmasın.

Kimse koltukları kendi malı gibi dağıtmaya kalkmasın.

Kimse de üyelerin iradesini birkaç kapalı kapı görüşmesine sıkıştırmaya çalışmasın

MALATYA KİMİN NE YAPTIĞINI BİLİYOR

İsmi özellikle vermiyoruz.

Zaten Malatya küçük bir şehir.

Ticaret camiasında kimin kiminle görüştüğü, kimin hangi adaya yakın durduğu, kimin hangi hesabı yaptığı, kimin hangi kapıyı çaldığı kısa sürede duyuluyor.

Bizim derdimiz bir adayın yanında ya da karşısında durmak değil.

Bizim derdimiz seçimin adil, şeffaf ve şaibesiz yapılması.

Sadıkoğlu da Boyraz da seçim yarışında kendi projeleriyle, kendi ekipleriyle ve kendi vizyonlarıyla üyelerin karşısına çıkmalıdır.

Kim kazanırsa kazansın, kazananın arkasında üyelerin iradesi olmalıdır.

Birilerinin kapalı kapılar ardında verdiği sözlerin değil!

Son sözümüz de açık:

Tarafsanız taraf olun, kimse bundan dolayı sizi ayıplamaz.

Ama tarafsızlık kisvesi altında adaylara şart koşulduğu, makam pazarlığı yapıldığı ve seçimden önce koltukların dağıtılmaya çalışıldığı yönündeki iddialar doğruysa, bunun adı tarafsızlık değil;

“Ben hem oyunun içindeyim hem hakemim” anlayışıdır.

Oysa seçimde hem oyuncu, hem hakem, hem de skor tabelası olunmaz!

TSO üyeleri sandıkta kimin ne olduğunu zaten gösterecektir.

Çünkü son sözü kulisler değil, üyelerin iradesi ve sandık söylemelidir.

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır. Hakaret ve reklam içerenler onaylanmaz.

Ekonomi kategorisindeki diğer haberler

Sonraki haber yükleniyor…

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.