ALTIN
 
DOLAR
 
STERLİN
EURO
 

Selam ve saygılarımla çok değerli arkadaşlarıma sunarım…

 

21 Kasım 2023 04:32
Selam ve saygılarımla çok değerli arkadaşlarıma sunarım…

Selam ve saygılarımla çok değerli arkadaşlarıma sunarım…

BusabahGazetesi- yazım-

MEYDANDA İKİSİ BİZ İKİ YÜZ KİŞİ VARDI

CHP’den yüzde yüz fikri nedenlerle ayrıldım.  

Başka nedenlerin, mesela, yaşadığım rahatsızlıkların hiçbir etkisi yok.

Ne kadar siyaset yaptıysam, hepsinin de kökü yüzde yüz milli, manevi ve mahalliydi.

12 Eylül’den sonraki ilk seçimde oyumu, ne CHP’nin devamı SODEP’e, ne darbecilerin MDP’sine, oyumu Turgut Özal’ın partisi ANAP’a verdim.

Sonraki yıllarda da, eşimle birlikte kafamızı yüzde yüz saran, tarihimize, milli ve manevi değerlerimize bağlı olduğuna inandığımız DSP’yi tuttuk.

Yakın, uzak çevremizde, bizden başka DSP’li yoktu.

Hısım akrabanın hepsi CHP’liydi.

Adana’da eşim Seyhan Ortaokulu’nda Türkçe öğretmeni, ben İmam Hatip Lisesinde Sosyal Bilgiler öğretmeni ve tarih 1988 iken, İstasyon Meydanı’ndaydık; meydanda iki yüz kadar insan vardı ve Ecevit eski bir pikabın üzerinde konuşma yapıyordu.

Aklıma geldi şimdi, yazayım:

1971 yılında Erzurum İnşaat Teknisyen Okulunda okurken, ki okulumuz Atatürk’ün Erzurum Kongresini yaptığı binaydı, üst sınıftan ağabey öğrencilerin çağrısı ile, okulumuza iki yüz metre yakınlıkta, bizim Çekirdek Pasajımız gibi bir pasajın içinde, mütevazi bir lokantada, yirmi kadar arkadaşıyla yemek yiyen Alpaslan Türkeş’i, lokanta önünde tek sıra dizilmiş olarak bekleyip, uğurlamak için gittik.

Türkeş, üç dört masanın birleştirilmesiyle oluşturulmuş masanın başında oturmuş, yirmi kadar kişiye konuşma yapıyordu.

Hatta içimden,

-Hani sofrada konuşulmazdı? diye bir eleştiri de geçmişti.

Sonradan, bu konuşmamanın, yerde serili sofra bezinin üzerine konulan büyük sini etrafında oturup yemek yerken konuşmama olduğunu anladım!

Yarım saat kadar bekledik.

Ve Alpaslan Türkeş yemek sonrası, dışarıya çıkıp, bizimle teker teker tokalaştıktan sonra gitti.

Bir de o sıralar, aramızda, Türkeş’le ilgili olarak, 1944’te Türkçülükten tutuklandığı, işkence yapıldığı, hatta tırnaklarının çekildiği söyleniyordu.

Türkeş bu davada Hüseyin Nihal Atsız ve diğer arkadaşlarıyla on yıl kadar ceza alıp, Askeri Yargıtay’ın davayı bozmasıyla, beraat etmiş ve bir buçuk yıl yattıktan sonra tahliye olmuştur.

Tokalaşırken parmaklarına bakmadığım için hayıflanmıştım sonra.

Evet…

1989’da, Adana İstasyon Meydanında, eski, küçük bir pikabın üzerinde, ikisi biz, iki yüz kişiye konuşan Ecevit, altı, yedi yıl sonra, aynı meydanda,

1971’de, bir pasaj içindeki mütevazi bir lokantada yirmi kişiye konuşan Türkeş de, yine altı yedi yıl sonra Erzurum’da, yüzbinlerin toplandığı mitinglerde konuşuyorlardı.

1986 gibi, Ecevit’e göndermek için, dinimizi, tarihimizi, bütün tarihi kişiliklerimizi, milli değerlerimizi sahiplenmemizi ve kendisinin de samimi olmasını, inandırıcı olmasını vd. konuları da içeren uzunca bir öneri yazısı yazmıştım.

Ancak, sonra göndermekten çekindim.

Sebebi, bende 12 Eylül korkusunun devam ediyor olmasıydı.

Yazı, polislerin eline geçer de,

-Bu adam uslanmamış, hala bu işlerle uğraşıyor demelerinden korktuğum için göndermedim.

CHP’li arkadaşlarım, Yorum Gazetesinde çıkan yazılarımın hepsinin DSP çizgisinde olduğunu söylüyordu.

Ben, hiç de o kastla yazmıyordum oysa.

Yorum Gazetesini çıkarmak için kışla caddesinde, sevinç Pastanesinde Asım Demirkök, Yaşar Karaaslan, Efter Ökdemir ve Mustafa Yuka arkadaşlarla yaptığımız toplantıda,

-Gazetemizde şehit haberleri rahatlıkla yer alabilmeli demiştim, tarih 1998’di.

Evet, memlekette, sol bu kadar vatanından, milletinden kopmuştu.

Arkadaşlarım da beni onaylamıştı.

Devlet memurluğundan çıkar çıkmaz DSP’ye üye oldum.

İl Başkanı Ahmet Koşar arkadaşım, sekretere,

-Selahattin Bey geldiğinde, yönetici gibi muamele yapacaksın diye talimat verdi.

Partiye girişimden hemen sonrası günlerde, DSP’ye adeta darbe yapıldı, darmadağın edildi, yüzde 22 olan oyu, yüzde 1’e düşürüldü.

Bundan beş sene önce, eski Baro Başkanımız Eyüp Kutlubay’ın ofisinde otururken telefonum çaldı.

Buyurun dedim. O,

-Ben Önder Aksakal deyince, duraksadım.

-DSP Genel Başkanıyım deyince çok mahcup oldum.

Hal hatırdan sonra, bir teklifte bulunacağını anlayınca, onun söylemesine fırsat vermeden,

-Sayın Genel Başkanım ben Ak Partiye geçtim dedim, bu sefer o sustu, ne diyeceğini bilemedi.

Saygıyla, selamla vedalaştık.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.